FISILDAYAN BİR KALEMDEN

FISILDAYAN BİR KALEMDEN

Kalp temizliği ayrı bir dünyadır azizim. Kimse göremez, duyamaz, hissedemez senin hissettiklerini, en ufak bir hüzün de gözyaşların dökülür karanfil kokan ellerine. Ora da kötüye yer yok neyi arıyorsan senin tertemiz kalbinde. Kendini hiç kimseden üstün görme, yaradılış gereği özümüz topraktır. Hz.Mevlana’nın söylediği gibi “İnsanın çömlekten farkı olmamalı” topraktan geldik toprağa gideceğiz. Hepimiz aynı yolun yolcusuyuz bu hayatta iyisiyle kötüsüyle, zenginiyle fakiriyle, yalanıyla doğrusuyla yeter ki kalbinizi diri ve temiz tutun. Emek vermediğiniz hiç bir şey gerçekleşmez. Sabır diyorum güzel dostlarım büyük bir metanet insanı yakar lakin sonunda öyle bir yeniden doğuş yaratır ki doğrulukla kaybetmeyi göze alıyorum ahlakı sizi insan yapar.  Aynı zaman da sizi uzun bir yolculuğa çıkarır. Yalnız ve çetin bir yolculuğa, anlatamazsın, anlamazlar, ahir zaman da yalan dünyaya aldanmıştır etrafında ki beşerler.

 

Sabır kalbin çiçeğidir.

Ne güzel söz; ” Sabır en büyük silahtır. Hakkı ve sabrı tavsiye edenler selam sizlere.”

Sabır; olumsuzluklara olumlu bakmak için gösterilen metanet, üzüntü ve belalar karşısın da direnmektir. Sabır bir olayın ilk ve son anahtarıdır. Daha sakin ve sabırlı olmak için hemen şimdi başlayın;

 

 

  1. Fazla değil gün de 10-15 dakikanızı kendinize ayırın. Deniz kenarı, cafe, bir park veya ağaçlık alan hiç fark etmez. Ağır nefeslerle kendi kendinizi dinleyin.

  2. Kendinize hak verin. Hiç bir şey bir anda olmaz.

  3. Kalbinizden hissedip söyleyin; “Herkes gibi elimden gelenin en iyisini yapıyorum.” sürekli kendinize tekrarlayın.

  4. Hayatı ve insanları suçlamayı bırakın. Her gün kendinize bu hayatın kısa olduğunu hatırlatın. Sevginin her şeyden önce geldiğini unutmayın.

  5. En önemlisi de kendinize karşı sabırlı olun. İnanmaktan, umudunuzdan vazgeçmeyin. Sabır insana sağlam bir duruş, kendine güven ve dosdoğru bir yol kazandırır.

 

Umut kalbin can suyudur.

Umutsuz bir yaşam yoktur. İnsanların en kötü zamanların da bile kalbin de bir umut gizlidir. Son zamanlar da insanlar hep mutsuz hep karamsar, sürekli düşünce halindeler. Aslın da televizyon da ki yayınlanan programlar bile insanların hayatını etkiliyor. Duygularınız, nereye giderseniz gidin ne yaşarsanız yaşayın sizlerle hareket eder. Duygularınızı kontrol altına almak sizin elinizdedir. Kaybetme korkusuyla yaşamak bastırılmış bir duygudur. İnsan neyi kaybediyorsa o duygularla yaşar, tam olarak da umut burada başlıyor. Umut etmek sizin yeniden toparlanmanızı sağlar, olumsuz olan her şeyin bir gün biteceğine dair inançtır. Umut bizim kalbimiz de gizli, bulmak için insan kendini doğrusuyla yanlışıyla sorgulamalı. En önemlisi de kendisine arkadaş olmalıdır. Biz güzel seven insanlarız. Karanfili, papatyaları sevin dostlar, kitap okuyun. Ne güzel söylemiş Sabahattin Ali; ” Perişan bir haldeyim, fakat içimde kendimden bile sakladığım bir ümit var.” O umudunuzu kaybetmeyin. 

 

 

 

Kalplere fısıldayan bir kalemden;

 

Boş bir masadan farkı yoktu sanki.
İnsan kendini eşya gibi hisseder mi?
Bir başına kaldı ne yapsa, ruhunu çaldılar bir akşamüstü.
Kuşların sesini duyamadı. Bıçak gibi saplandı kalbine yalnızlığı.
Kimseyi göremedi, ne sevdiği vardı yanında ne de bir geleni.
Önce kaçmıştı ölümden, sonra yalvarmaya başladı ama ne çare ölüm görevini yaptı.
Yapayalnız gömdüler ruhunu bir akşamüstü…
Oysa ne şükürler vermişti ömrüne.
Önce ellerine dökülen gözyaşları süzüldü toprağa sonra dört mevsim geçti gözlerinden.
Hayata bakıyordu penceresinden, alıp başını gitmek istiyordu.
İnsanların olmadığı bir yere, çiçekleri hiç koparılmamış, toprağı işlenmemiş,
dört bir yanın da deniz olsun istiyordu.
Ayın şavkın da beninin dalgalarla ıslanmasını, denize şiirler yazmayı…
Nasılda acıyla geçmiş karşılıksız sevgileri.
Yaşamak isterken kaybetti benliğini, kumsallara sakladı düşlerini, yakamozlara bıraktı yüreğini.
Sustu söylemediği tüm şiirlere, her sabaha, her geceye, acemi yağmurlara ne kadar susulacaksa o kadar sustu insanlara…

Hiç bu kadar susmamıştım.
Anlatırken ağlarım diye utanırdım.
Toparlanmaya çalışırken paramparça oldum.
Kadere çizilen yol çoktan ayrıldı.
İnsan işte hep birine geç kaldı.
Artık yalnız değilim.
Odam da ben ve kırılmış kalbim var.
Yaşarsam bu gece sabaha da çıkar.
Ölü bir bedenin mahşeri beklemesi kadar.
Tanrım!
Ne zormuş kalmak isterken gitmek.
Ne zormuş sevmek isterken vazgeçmek.
Kayboldum.
Yaşadım.
Alıştım.
Şimdi uzakları düşünüyorum.
Bir çetin yolculuk beni bekler.
Bir tan vakti ağaran da bülbüllerin eşsiz melodileriyle yeniden doğacağım hayata,
gamzelerim de sakladığım gülücüklerle baharlara yeniden şiirler yazacağım.
Penceremden gelen hafif rüzgarla papatyaların taptaze narin kokuları arasın da umutlarım yeşerecek.
Ne kadar yansam da küllerimden doğacağım.
Var olacak var olanı seveceğim…

 

Bedelini ağır ödediğiniz bu hayatta,
kalbindeki binlerce çiçeği var edip büyütecek olan yine sensin.
sırtınızı dönmeyin yaralarınızı sevin.

Sevgiyle kalın efendim.

Yorumlar (4)

  1. Furkan DİKER
    • 14/12/2023

    Çok teşekkür ediyorum. Sevgiyle kalın efendim.

  2. Yıldız Gamlı
    • 13/12/2023

    Çok bilgilendirici ruha iyi gelen bir yazı olmuş kaleminize yüreğinize emeğinize sağlık

  3. Furkan DİKER
    • 11/12/2023

    Çok teşekkür ederim

  4. Zeynep
    • 2/12/2023

    Kalemine sağlık

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Furkan DİKER

Şair ve yazar Furkan DİKER 1987 Adana Ceyhan doğumludur. Şair ve yazarlık hayatına ilk eseri olan "Kalbimin Cemresi" ile başlamıştır.