Fikret Amca

Fikret Amca

 

Hayat ne kadar kısa, kuşkanadı gibi çırpınıyor yürekler. Sonu yoktu bu mavi gökyüzünün, yağmur sonrası toprak kokusu gibi hoş geldin diyecek bir seveni yoktu sanki insanların. Meskûn bir semtte oturuyordu Fikret amca; kapısına kilit vurulmuş bir ev, boyası dökülmüş bir duvarlar gibi pencere kenarına oturmuş kimseler yok etrafta, huzursuzdu, her ne kadar belli etmese de birden göz göze geldik. Dakikalarca birbirimize baktık, eliyle çağırdı. Soğuktan buz kesen ayaklarıma çivi saplanıyordu sanki ayakkabılarımı çıkarıp içeriye geçtim. Yalnızdı, sobanın üzerinde fokurdayan çaydanlığın sesinden başka ses yoktu evde, birden titredim. Tüm benliği silinmiş gibiydi, “Hoş geldin” diyecek kimsesi olmayan Fikret amca, yüzündeki çizgilere karışmış kalbindekiler. Sobanın yanındaki çay bardaklarını sehpaya çıkardı. Çayı doldururken elleri titriyordu. Çayın buharında bir ömür gizliydi sanki bir oda evde hayat onu bilinmezlere sürüklüyordu. Hep bir sahil kasabasında yaşamak istediğini söylerdi. Çayından bir yudum aldı. Cebindeki gümüş rengi yıllanmış tabakasından bir sigara çıkarıp usulca tabakasına vurduktan sonra çaktı kibriti; derin bir nefes aldıktan sonra;

  • Hayat evlat! Sürüklüyor bizi, yarı ölü, yarı diri. Gizli ateşler içinde ağlamayı öğretiyor insana, özlemsiz, sevgisiz…

Derin bir nefes eşliğinde bir yudum daha aldı çayından. Sigarasının dumanında toplanıyordu etrafındaki zemheriye çalan acılar. Belki de hayat haklıydı; başlayan her şey bitiyordu. Bir bedeli olmalıydı yaşamanın, temiz bir kalbe sahip olmanın, umut etmenin en çokta sevmenin. Kahırlanıyor ama pişman değildi, gülümsüyordu anlatırken.

Meşhurdur sahil kasabalarında deniz kıyılarında çay, simit, kahve satan gençler. Seslenirdim oturduğum yerden, bir kahve söylerdim. Kahvemi yudumlarken hafif bir rüzgar esse sam yeli misali; güneş batmaya yüz tutarken gökyüzünde beliren çoban yıldızının eşliğinde bulutlar telaş içinde gözlerimde iki damla yağmur ve söylemek isterdim denizlere;

 

Gökyüzü çalınmış bu şehrin

Dumanında boğuluyordum

Kalbimi kıran tüm rüzgarlara

Söylenmemiş şiirlerim vardı

Eski bir yolcu gibi

Bestesi hiç söylenmeyen

Çığlıklarla yaşayan yüreğim

Hüznümü paylaştığım esaretim

Yine aynı yalnızlık

Yine aynı sessizlik

Yine aynı akşam

İşte sonbahar

Ayrılığın kokusu

Hoşça kalın sevgilerim

Sadece yaşamak istemiştim

Şimdi yarım kalan bir hikayeyim…

 

Sevgiyle kalın efendim.

 

Editör: Nigar KAYA

 

 

 

Yorumlar (1)

  1. Bekir SEVİK
    • 21/01/2024

    Bazı şiirler vardır, okurken bir anda kendini içinde bulur ve o anı yaşarsın. İşte bu şiirde tam olarak bu hisleri yaşadım. Yüreğinize ve kaleminize sağlık Furkan bey. Kaleminiz kırılmasın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Furkan DİKER

Şair ve yazar Furkan DİKER 1987 Adana Ceyhan doğumludur. Şair ve yazarlık hayatına ilk eseri olan "Kalbimin Cemresi" ile başlamıştır.